Sosyal medyanın duygularımızı etkilediği hatta kimi zaman akıl sağlığımıza etkileri olduğu biliniyor. Bu etkiler ise kimi zaman tasarımla tetiklenebiliyor.

Bütün mecralar arasında Facebook, kullanıcıların duygularından faydalanmakta en hevesli olanlarından biri. Geçtiğimiz ay çıkan bir haber Facebook’un reklam hedeflemelerinde, kimi zaman genç kullanıcıların hissettikleri güvensizlik duygularının kullanıldığı ortaya çıktı. Genç kullanıcıların internette duygularını daha açıkça yaşadıkları ve paylaşmaktan çekinmedikleri de düşünülürse çok da şaşırtıcı değil.

Black Mirror’ın bir bölümünde yaşamak gibi
Bir teknoloji analiz firması olan CB Insights geçtiğimiz günlerde Facebook’un Birleşik Devletler Patent ve Marka Bürosu tarafından yayınlanmış üç farklı patentini ortaya çıkarttı. Bu patentler kullanıcıların anlık duygularını toplamak adına geliştirilen teknolojileri ortaya koyuyor. Patentler sanal ortamlarda verdiğimiz tepkileri tahmin etmek, gördüklerimizle ve arkadaşlarımızla nasıl iletişime geçtiğimizi anlamaya çalışıyor.

Bu teknolojiler şeytani amaçlara hizmet edecek gibi durmuyorlar tam olarak. Ayrıca şu anda bunlardan herhangi birinin kullanılıp kullanılmadığını da bilmiyoruz. Ama bu patentler bize Facebook’un bizi haber akışında tutmak için ne kadar ileriye gidebileceğinin bir parçasını gösteriyor.

Yüz okuma teknolojisi
Belki de sıralayacaklarımız arasında en tedirgin edici olan patent bu. Bu patentte söylenene göre kullanıcı Facebook üzerinden içerik tüketirken telefonun ön kamerası ya da webcam eş zamanlı olarak yüzünüzün görüntüsünü alacak. Aldığı görüntülerdeki ifadenizi veritabanındaki diğer duygularla karşılaştırıp eşleştirdikten sonra da içinde bulunduğunuz ruh haline göre içerikler sunmaya devam edecek.

Örnekse tatlı kedi videoları izlerken yüzünüz gülüyorsa, sistem bunu algılayacak ve haber akışınıza daha fazla kedi videosu ekleyecek. Böylece zamanın nasıl geçtiğini anlamayacaksınız.

Bir diğer teknoloji ise size yeni nesil emojiler yaratma fırsatı veriyor; kendi yüz ifadenizi kullanarak. Kullandığımız yüzlerce emojinin yeterli olmadığını düşünmüş olacaklar ki böyle bir teknoloji geliştirilmiş. Ya da kendi duygularımızı elimizle isteye isteye sisteme vermemizin daha eğlenceli bir yolu olarak da geliştirmiş olabilirler.

Teknoloji şu şekilde çalışıyor. Kamera sizin görüntünüzü alıyor ve onu paylaşabileceğiniz ya da mesaj olarak gönderebileceğiniz bir emoji haline getiriyor. Jest ve mimikleriniz de emojiyi değiştiren faktörlerden. Bu faktörler sizin duygunuzu ortaya koyduğu için Facebook aslında sizin anlık olarak ruh halinizi okuyor demek oluyor. Bunun ilk patentle birlikte kullanılması çok olası.

Mesajlarınız da duyguları ele veriyor
Son patentte yüz okuma teknolojisi bulunmuyor. Bu kez Facebook sizin yazışma kalıplarınızı inceleyip duygunuzu tahmin etmeye çalışıyor ve sonrasında yazışmanızdaki ruh halinize göre özellikler sunuyor.

Aslında sizin şu anda arkadaşlarınızla mesajlaşırken kullandığınız özelliklerden farklı bir durum değil. Tek fark Facebook’un sizin mesajlarınızı otomatik olarak incelemesi ve bunun karşılığında sizin hissettiğinizi varsaydığı duyguya uygun özellikler sunması. Sistem sizin nasıl yazdığınızdan, konuşmanın bağlamına kadar birçok veriyi inceleyerek size bu özellikleri sunacak.

Ayrıca bu sistem telefonun diğer sensörlerinden gelen verilerin de kullanılmasına olanak sağlıyor.

Facebook bu patentleri şu anda kullanmıyor olabilir, hatta gelecekte de kullanmayabilir. Ancak buradan Facebook’un bizim duygularımızla ne kadar ilgilendiğini anlıyoruz. Gelecekte belli ki sadece internette yaptığımız hareketlere dayalı içerik tüketmekten ziyade hissettiklerime göre gördüğümüz içerikleri tüketeceğiz. Elbette bu da kişisel bilgilerimizin güvenliği, paylaşmak istemediğimiz verilerin paylaşımda olması gibi bazı tartışmaları da alevlendirecektir.

 

Kaynak : http://sosyalmedya.co/facebook-aldigi-patentlerle-duygularimizdan-faydalanmaya-niyetli/